Eşek Hırsızları

İki hırsız birlik olmuşlar, bir punduna getirip bir yerlerden bir eşek çalmışlar. Eşek de eşekmiş, hani! Hırsızlar yede yede gözlerden ırak bir yere getir­mişler eşeği. Birinci hırsız; “Güzel bir eşek bu be!” demiş. “Her işe koşulur, gıkı çıkmaz. Bence bu eşeği satmayalım, kendimize bırakalım.” “Hayır, olmaz, ne demek satmayalım?” demiş ikinci hırsız. “Bu eşeği biz niçin çaldık? Elimize bir­kaç kuruş geçsin de belimizi doğrultalım diye, değil mi? Eh, o halde…”

Satalım, satmayalım tartışması, giderek ağız da­laşına dönmüş. Ağız dalaşı sövüşe, sövüşme de dö­vüşmeye. Alt alta, üst üste yerlerde yuvarlanıp dövüşürler­ken bir üçüncü hırsız durumu görmüş, hiç sezdirme­den gelmiş, eşeğin ipini eline doladığı gibi almış kaçırmış. Öbür iki hırsızı eşeksiz bırakmış, kaçmış gitmiş.

İnden iri, kocamandan kocaman, uludan ulu bir çınar ağacının ince belli, gülden nazik bir saz komşusu varmış. Bir gün şuradan buradan konuşurlar­ın ulu çınar, komşusu saza şöyle tepeden bakarak;

“Bir sana, bir kendime bakıyorum da çok şaşı­yorum,” demiş. “Olursa bu kadar olur. Siz, saz mil­leti nasıl bir şeysiniz öyle canım! Rüzgâr en hafifin­den bir solukİansa hemen beliniz bükülür, bir ibibik-kuşu üstünüze konmaya kalksa iki büklüm oluverirsi­niz. Su dalgalansa, ürperirsiniz o dakika. Doğru mu dediklerim?”

Saz içini çekmiş. “Doğru,” demiş.

“Bir de bana bak, bana,” demiş çınar. “Şu göv­deme, şu dallarıma, şu güçlülüğüme kuvvetli ligim e bak! Dallarımın sıklığından güneş neredeyse topra­ğa varamayacak. Kuşların bini bir para bende. Rüz­gâr dilediği kadar essin, vız gelir tırıs  gider. Bu yüz­den sana çok acıyorum. Dilersen gel, benim gölge­me sığın, birlikte yaşayalım.”

Çınarın bu dediklerine karşı saz, kıkır kıkır gül­müş.

“O dediklerin var ya,” demiş. “Hani, benim için dediklerin? Bence, asıl onlardan senin korkman ge­rekir. Ben inceyim; rüzgârdan, ağ,Hıktan büküldüm mü ne kırılırım, ne bir şey olurum. Ama sen…” de­meye kalmadan beklenmedik bir fırtına patlak ver­miş, ortalık karışmış. Bora, karayel, keşişleme birbi­rini izlemiş. Sonunda olanlar bizim ulu çınara ol­muş. Yelin gücüne ister istemez baş eğmişi yel, top­raktan söktüğü gibi çınarı, başı yerde kökleri hava­da bırakmış, bir güzel hakkından gelmiş.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: